“Zaten akıllı olsanız bu işi yapmazsınız”

“Zaten akıllı olsanız bu işi yapmazsınız”


—Bizim Duvarcı yılamaz geçen gün Topağacı semtinde bir balkon duvarı işi yapıyormuş arka tarafa kum çimento falan taşımaları lazım ve yolu kapatan arabanın sahibi” süper bir hatun” ile kavga ediyor ve kadın ona arana ile çekip giderken “akıllı olsanız bu işi yapmazsınız” diye bağırmış ve bizim Yılmaz bunu anlatıyor “iki gündür kendime gelemedim ,sinirden kafayı yedim abi” diyor ve ekliyor “biz olmasak bu orospular ekmek bile bulamaz “ “pasta yerler Yılmaz” diyorum “onu da akıllı olamayan bir usta yapıyor “ diyor

— sen de ona deli ol oğlum deseydin, akıllı olamayorsan ,deliye yatacaksın kardeş deseydin

— yani “akıl” sorunu felsefede boşuna yüzyıllardır tartışılmıyormuş ,akıllı = zengin , aptal = züğürt,beş parasız

amele yani , amele dedim de aklıma geldi bizim amele nazım anlatmıştı ,bunlar şehrin dışında yol kenarında kazma sallıyorlarmış , anne ve küçük kız yanlarından geçmiş geçerken küç.ük kız “anne çişim geldiii” diye sızlanıyormuş annesi de “ git şurada yap kızım “demiş “küçük kız “ama orada adamlar görür ,ayıp ““ demiş “ annesi de “bir şey olmaz ,sen yap ,amele onlar amele “ demiş …

—aynen işin içine akıl girdimi ,hesap girer, miktar girer , aşağılama girer , bu sistem akıl düzeni , yüreği olanların akıla yenildiği düzen ve ne mutlu ki deliyiz der geçer gideriz ,

—- hepimiz aptalız ,hepimiz deli…

<!– @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } P { margin-bottom: 0.21cm } –>

Deli yazar ve aptal Yaşar …

Image Hosting by PictureTrail.com dELi…

Published in: on September 6, 2008 at 7:05 am Comments (0)
Tags:

hayallerin gerçeği geçemediği yerdesin…

hayallerin gerçeği geçemediği yerdesin…
Türkiyede sin


hayallerin gerçeği geçemediği yerdesin…
sokaklardasın


hayallerin gerçeği geçeceği yerdesin…
Türkiyede sin


hayallerin gerçeği geçeceği yerdesin…
sokaklardasın .

Deli Yazar…

Image Hosting by PictureTrail.com

Published in: on August 16, 2008 at 7:40 am Comments (0)
Tags:

Baba Haydar’dan mektup var …

Baba Haydar’dan mektup var …

 

şimdi sana yazdığım bu mektup seni belki de şaşırtmıştır ,bu adam kayıptı nereden çıktı şimdi bu mektup ?, üstelik daha önce ondan hiç de mektup gelmemişti , mektup denilen şeyi bile unutmuştu,

Neyse bu mektubu okumadan sakın zarftan çıkan resimlere bakma , baktıysan zaten bir anlam da vermemişsindir , biliyorsun geçen kıştan beri araziyim , bir ara yazdığın gibi aşağılara indim , tahminin iyi , beraber indiğim hatunu da aynen sepetledim ya da o beni sepetledi ve ben sap gibi Bodrum merkezine düştüm , o sıralar yine biraz ortalama görüntüm vardı ama sokaklar bu görüntüyü hemen dibe çekmeye başladı, meyhaneler beni çabuk bağrına bastı ama bela halleri sürekli yanımızda olduğundan tek tek merkezden kenarlara doğru bir rota ile yer adı vermenin fazla da önemli olmadığı bir hikayeye doğru gittik , hani esas yoldan ayrılır da kaybolduğunu zanneder ve birden bir koy da bulursun ya kendini , işte bende öyle bir koy da ve Güneş pansiyonda buldum kendimi , bir baktım bahçedeyim ama nerenin bahçesi bilmem durumlarındayım , tepemde kara ama zenci olmayan ayı gibi biri ,kalk Hemşerim sende nereden çıktın ,muhabbeti , fazla konuşmadım o anladı , otur şuraya da gömül şunlara dedi ben gömüldüm , çok sıcak ve pansiyon adı gibi güneş , güneş gibi pansiyon on beş yirmi yataklı bir yer , ayının adı Kasım , yanında durmayan kadının adı Nisan imiş , o gün Nisan hanım tarafından uzun gözlem altında geçti , hiç konuşmadı ama kovmadı da , zaten ben de sıcağı sevmediğim den ağaç altları keşiflerine çıkıyordum , çevrede birkaç ,bar, cafe, falan da var ama ben burasının kedisi olurum dedim , pansiyonun bahçesi ve küçük bar gibi yeri , mutfağı falan da var , akşam ,kalanlar doğaçlama alemlere başlıyor, Almanlar,İngilizler eksik olmuyor , neren bulurlar bu üç evlik yerleri bilmem, ama ben iyi buldum onu bilirim, hem ye ,hem iç , hem yat iyi yer , gerçi genelde kumsal da sabahlıyorum , ya da orada uyanıyorum , işte o uyanmalardan birinde ki o uyanmalar artık öğlen güneşine yakın oluyor ,olamazsa zaten beyin kanaması kapıda , uyandım ama bu uyanma ayağa kalkıp gölge bulma ve uyumaya devam etme uyanması , yani hayal gibiyim , sallanarak yürüyorum , ileri doğru bakmaya çalışıyorum , ayağımın dibinden bir ses, herhalde kadın sesi ; hep öyle kal hiç kıpırdama ,diyor ulan bu da nesi diye aşağı doğru baktım , kayanın yanında , kayanın gölgesi gibi ama ses çıkan bir gölge , sese baktım saçları kara, giysisi koyu kara, eller dal gibi, bacaklar mı henüz daha görmedim , ama şimdi biliyorum, deli bir olay , sen şimdi yavaş yavaş durumu anlamaya başlamışsındır, bu yine bir örümcek olayına girdi diye , doğrudur girdim ama bu örümcek acayip bir şey be Özkan, , neyse kalk dedim kalktı leş gibisin ulan dedim , sustu, hadi gel benim mide isyanda dedim , benim ki de dedi, sanki yıllar sonra tanıdık birine rastlarsın da aynen kaldığı yerden olay devam eder misali , bir yandan da birbirimizi kesiyoruz , arkaya baktım geliyor ,durdu nereye dedi Güneşe dedim , Nisan’a mı dedi , evet dedim , sen biliyorsun dedim , ben gelmem dedi , neden dedim sen bana yeteri kadar bakmadın herhalde dedi , ve o an tekrar baktım , baktım doğru dedim Nisan seni almaz , ayı Kasım yer seni , beni kimse yiyemez ulan dedi ,sanki Topağacı Sosyetesindenmiş de bu adaya düşmüş havası vardı , ama hiç de acınacak gibi de değildi , genel de yere bakarak konuşuyordu ya da genelde başı eğikti, kaldır sana başını dedim işte an ;o andı , böylesi neydi, o gözlere sürekli bakılamazdı , şimdi anladım dedim Nisan seni gerçekten almaz ,sonra anlatırım Nisan olayını dedi ,daha da anlatmadı , ama o leş gibi kadın manyak bir şeydi , ,hadi gidelim o zaman bir yer buluruz dedim dağlara ,köylere doğru yürümeye başladık , konuşmuyor ,sürekli yürüyorduk, ayılmış ,midemiz de susmuştu, ama ben acayip susamıştım , ilerde çeşme var dedi , sanki çok yakındaymış gibi koşmaya başladık , kan ter içinde kalmıştık ben tam leş olmuştum , çeşme oradaydı gözümde sadece çeşme görünüyordu hızla daldım , hızla dalmış başım tam koltuk altına gelmişti ,ulan dedim burnuma acıyorum ,, ve o boğulurcasına içmeye başladı , ne o ? hiç de leş ter kokusu yok, bir insan o kadar terler ve bu kadar mis mi kokar , şaşırmış öyle kalmıştım , susuzluğum da fazla dert değildi ama kana kana içtim kaşım yukarda düşünüyordum bu kadın nasıl bir şeydi?

Baksan dedi senin adın ne ,Yaprak dedi , ve şimdi resimlere bakmadıysan bak , o Yaprak ve ben , ama bu ne kadar sürer bilemem, O “peygamber böceği” O örümcek , nasıl oldu da oldu yazacağım , kafam yerine ,iken yazacağım ama beni kasma …”

herkese selamlar

                      Haydar   ”

              Blogcu  Özkan          

Published in: on July 3, 2008 at 9:07 am Comments (0)
Tags: